GENEL

Şeker Portakalı Serisi

By 12 Temmuz 2015 No Comments

Kapağını açıyorum ve hop 9 yaşındayım. Öğretmen zoruyla okuduğum ilk kitap, haliyle adını duyar duymaz sevmediğim ilk kitap. Odamın rengarenk hayvan desenli halısına oturuyorum, elimde şeker portakalı yaşım dokuz yazarın adını okumam da hatırlamam da imkansız ki zaten yazardan da nefret ediyorum. Kapakta elinde kuş tutan kızıl saçlı bir çocuk. Arka kapak yazısını okuyorum ve kardeşimin seslenmesiyle kitabı bir kenara atıyorum. Kızıl saçlılardan nefret etmem de kitap kapağını incelememden hemen sonra başlıyor.

<a href=”http://www.hanimzade.com/wp-content/uploads/2015/07/şeker-portakalı-eski-kapak.jpg”><img class=”aligncenter wp-image-276″ src=”http://www.hanimzade.com/wp-content/uploads/2015/07/şeker-portakalı-eski-kapak-191×300.jpg” alt=”şeker portakalı eski kapak” width=”465″ height=”730″ /></a>

Yazılıdan birkaç gün öncesine kadar şeker portakalını okumayı kesinlikle reddediyorum, sonrası… Okumaya başladıktan sonrası aşk. Okudukça ağlıyorum, okudukça seviyorum ve bitirene kadar da asla bırakmıyorum. Öyle bir şevkle okuyorum ki benden sonra Zeze sevdası anneme de bulaşıyor.

Bütün bunların üstünden 15 sene geçtiğine inanmak öyle zor ki! Şeker portakalı buram buram çocukluğum kokuyor, diz kapaklarımdan hiç eksik olmayan yaralar, teneffüs zilini duyar duymaz sınıftan koşarak çıkmak, ilk bisikletim… Arada geçen onca senede değişmeyen yegane şey Zeze için ağlamam olsa gerek. Şayet mis gibi doksanlar çocukluğu solumak isterseniz okuyun ve okutun çünkü Zeze ve onun eşsiz dünyası kaç sene geçerse geçsin tadını koruyor.

Şeker portakalı serisi üç kitaptan oluşuyor.

Şeker Portakalı’nda Zeze 5 6 yaşında eşsiz zekasıyla fakir bir ailenin en küçüğü olarak karşımıza çıkıyor. Minguinho adını verdiği portakal fidanıyla eşsiz muhabbeti, portekizliyle hazin sonlanan arkadaşlığı derken kitap orta yerinde bitiveriyor.

Güneşi Uyandıralım’da Zeze artık Zeze değil, ailesi eskisi gibi değil, daha doğrusu eski ailesi değil. Erkek adam olma yolunda yine yaramaz yine haylaz ama daha da kırılgan. Adı bazen Şüş bazen Zeca bazen Ze ve hatta Küçüğüm. Kendi imalatı Maurice isimli yepyeni babasıyla derin sohbetler ediyor, kalbini takas ettiği cucuru kurbağası Adam ile maceralara atılıyor. Zeze artık çocuk değil, ufak tefek hiç değil. Liseyi bitiriyor ve kitap bitiyor.

Delifişek biraz kafa karıştırıcı başlıyor zira ikinci kitapta öz ailesine yolcu ettiğimiz Zeze yine evlatlık olduğu ailesinin yanında ve hatta doktor babasıyla samimi öyle samimi ki onun için en sevdiği şeyden vazgeçmeyi göze alıyor.

Söyleyecek o kadar çok şey var ki sıraya koyup da süzgeçten geçiremiyorum. Özet geçecek olursam b üç kitabı okuduktan sonra portakala, sigaraya, boyacı çocuklara, öğretmen masasındaki boş bardağa, balonlara, trenlere, kurbağalara, sinemaya, piyanoya ve daha birçok şeye eski gözle bakmayacaksınız çünkü hepsi arada sırada Zeze kokacak.