DiziDİZİ/FİLM İNCELEMESİGENEL

Prison Break – Dizi İncelemesi

By 5 Nisan 2017 No Comments

Prison Break 2009 yılında fanatiklerini dehşete düşüren finalinden tam sekiz yıl sonra beşinci sezonuyla tekrar izleyici karşısına geçmiş bulunuyor. Dördüncü sezon finalinin ardından ara ara devam edeceğine dair söylentiler çıkmış olsa da hayranlarını heveslendirmekten öteye geçemeyen bu ihtimal neredeyse on yılın ardından FOX ekibine mantıklı gelmiş olacak ki sevilen kadro tekrar kamera karşısında.

Kıvrak zeka örneği kusursuz senaryosuyla döneminin en sevilen dizisi olan Prison Break yerini tutmuyor be dediğimiz sayısız dizinin ardından ilaç gibi gelerek tekrar merak ve hayranlıkla izleyiciyi koltuğa çivileyecek gibi görünüyor. 4 Nisan 2017’de yayınlanan 5. sezonun 1. bölümüyle bıraktığı yerden gündeme ilk sıradan devam eden Büyük Kaçış 7 yıllık aradan sonra hayatı değişse de huyu değişmeyen karakterleriyle hoş geldi, başımızın üstünde yeri var.

Ustalara saygı kuşağından yağmur sonrası toprak kokusu muhteşemliğinde dizilerine kadar kalbimizde taht kuran canım Cnbc-e karşısına geçip başlasın diye beklediğim zamana dönmemi sağlayan Prison Break tekrar aynı heyecanla takip edeceğim ender dizilerden biri. Sosyal medyada ilk bölüm haberini alır almaz tek gözüm kapalı dizinin fanatiği olan arkadaşıma mesaj attıktan sonra koşa koşa bilgisayarın başına geçip soluk almadan izlediğimi itiraf etmeliyim.

Cnbc-e kuşağına yaşı tutmayan milenyum çocuklarının baştan sona izlemesi gereken, aradan kaç yıl geçerse geçsin eskimeyen Prison Break aksiyon severlerin daimi gözdesi olarak sağlam adımlarla geri döndü. Efsane kadro bu kez hikaye sınırlarını genişleterek iç savaşın yakıp kül ettiği Yemen’e adım atarken Micheal’ın avuçlarındaki yeni dövmeler ise yeni kaçış ihtimalini akla getiriyor.

İlk bölümün en kalbe dokunan kısmı olan fragmanda da yer verildiğinden ifşa etmekte sakınca bulmadığım Sara ve oğlu arasındaki konuşma ise şöyle;
– Babam nasıldı?
Gerçek babam.
– Micheal Scofield bir fırtına gibiydi. Güzel, korkutucu ve gizemliydi. Bir anda hayatında belirir ve aynı hızda da yok olurdu.
– Ama fırtınalar, geri gelebilirler, öyle değil mi? Evet ama asıl soru şu ki, geri gelirse aynı fırtına mıdır yoksa değişmiş bir şey mi?

Ana oğul arasındaki diyalog aklımızdaki soruların şiirsel bir dışa vurumu olarak kayda geçtiğine göre artık sizleri fragmanla baş başa bırakabilirim. Keyifli seyirler.