Genel

Tesettürlü Kadının İş Hayatıyla İmtihanı

Yazar: 8 Ocak 2018 Yorum yok

Kadın olmanın başlı başına cesaret gerektirdiği ülkemizde sahiplendirmedikleri kadınlığımızın öncesine eklenen her kelime yeni ve ağır bir yüktür. Tesettürlü kadın bazıları tarafından sevilir, çoğu kişi tarafından engellenir ve herkes tarafından eleştirilir. Kadının ev işleriyle çocuk bakmak arasında gidip gelmesi beklenen hayatına manşetten eklenen iş hayatı, toplum tarafından yadırgansa da genellikle bu mesele kaçamak bakışlarla es geçilir. Söz konusu çalışan, evli ve anne olan kadın tesettürlü ise işler daha da değişir ve akrabalardan yedi kat yabancıya kadar herkes kendinde eleştirme hakkını görerek istediği gibi söylenir.

“İslamda kadının mescidi evidir” den tutun da “çalışan kadın erkekleşerek lanetlenir” e kadar olmadık çıkarımlarla itham edilen kadın ev, iş, çocuk derken bir de “elalem” faktörüyle demlenir de demlenir. Seçtiği mesleğe göre daha okul sıralarındayken hedef haline gelen “tesettürlü kadın” burada ne işi var, olacak iş mi bu, yolunu mu kaybetti acaba gibi sayısız soruyla boğuştuğu kadar boğuşmaz vize ve final sorularıyla. Avukat olur, iş rakı sofrasında bağlanır senin neyine denir. Tercüman olur gideceği yerde ayak numarasına kadar sorulduğu yetmez bir de başınızı açsanız olmaz mı sorusu eklenir. Öğretmen olur “aydın” veli çocuğu beklediğinden düşük not aldığında bunlardan ne beklenir ki zaten deyiverir. Doktor olup insanlara faydam dokunsun diye çalışıp didinip tıp kazanır daha okulun kapısında profesörler mimleyiverir. Moda tasarım okur mezun olup kendi markasını çıkarınca adı sonradan görme olur. Mühendis olsa erkek işi o şantiye şefi mi olacaksın sen şimdi denir.

Kadın tesettürlü olsun olmasın sürekli açığı aranan, ne yapsa kendini beğendiremeyen haliyle milenyum çağına tutunmaya çalışırken kimse dönüpte islamda kadının yerine bakmaz. İlk üniversiteyi kuran, ilk alim, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile savaşan, sahabelere öncülük eden, tüccar olan, hastaneler açan hiçbir kadının adı geçmez. Dahası onların adını kimse bilmez, bilen dinlenmez. Pazartesi sendromunu sonuna kadar yaşayan da hafta sonu boyunca yan gelip yatan sofrası önüne konan erkek değil dinlenmek bir yana daha da yorularak iş gününü kurtuluş görüp bekleyen kadındır.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir