Sabah dokuz buçukta kapıdayım günlerden pazar. İstikamet beş yıldızlı övgülerle bezenmiş “walter’s coffe” öyle çok beğenilmiş ki ağustos sıcağı bile engel değil. Öğle vakti gidince kalabalıktan dolayı sıra beklediğini ama değdiğini yazanlardan ötürü erken çıkıyoruz. Bir saat kadar sonra kadıköy metro çıkışında yönümüzü tayin etmeye çalışıyoruz. Pusulamız yandex. Pazar rehavetine kapılan yandex in kafası karışık bir türlü bulamıyoruz “walter’s coffee” yi internet sitelerindeki numarayı arıyoruz cevap veren yok. Arada dinlenip söylenerek çölde vaha bulma sevinciyle walter’s coffee kapısına varıyoruz.

IMG_0550
İçeri girip şöyle bir bakınıyoruz etrafa. Sürekli mekan fotoğraflarının çekildiği yer giriş kat. Kapının sol tarafındaki duvarda periyodik tablo var.
IMG_0546
Giriş katı kalabalık gibi yer gösterilmesi için kasanın önünde bekliyoruz ama görünmez olduğumuza kanaat getirip nereye geçelim diyoruz, en sakin alt kat şu anda deniyor ve alt kattayız.
IMG_0526
Bodrum katı da denilebilecek alt katta üst kata götürülen kahvaltı siparişleri çıkıyor fakat ne hikmetse bizim masaya uğrayan yok. Neden sonra görünmez olduğumuzu hatırlayarak menü istiyoruz. Menü ingilizce, satır aralarında parantez içinde türkçe açıklamalar var. Diziyi türkçe altyazılı izlemenin etkisini devam ettirme çabası olsa gerek. Bilmem kaçıncı eksi puanı ingilizce menüde alıyor.
Adı walter’s coffee olabilir, yabancı diziden esinlenerek açılmış olabilir, Moda isimli semtte olabilir ve fakat Türkiye’nin İstanbul şehrinde ve ne çalışanlarda ne de müşterilerde anadili ingilizce olan biri yok. Neden olsun ki zaten? Türkçenin beline bir de böyle vurun baltayı.
walter_white_by_kyllerkyle-d5jxqi6
Kahveleri çok övüldüğünden sipariş vermek istediğimizde seçimi onlara bırakıyoruz, en lezzetli kahve neyse onu içmek niyetimiz. Kahveyle aram olmadığından ben tercihimi limonatadan yana yapıyorum. Kahvaltı sipariş etmek istiyoruz fakat menüye tekrar bakarken bacon dikkatimi çekiyor domuz ürünü mü acaba sosisli kahvaltıyı istiyorduk da diyorum ve domuz ürünü sorusu ustalıkla geçiştirilip kahvaltı kalmadı ne yazık ki cevabını alıyoruz.
Bu sırada saat 11:30 günlerden pazar ve kahvaltı kalmamış bir ilginçlik daha.Uzun süreli bir bekleyişin ardından sarı kupadaki kahve geliyor.
IMG_0529
İlk yudumda aklımdan geçen tek şey nesini övmüşler? Tadını anlatmak gerekirse hani anne yavrusuna kahve içmeyi kesinlikle yasaklamıştır, zira tek bir yudumla kararacaktır ama bu tehdit bazı çocuklara işlemez. Yavrum lakaplı haylaz, annesinin bilmem kaç saat önce içtiği türk kahvesinin dibine telve çökmüş savunmasız fincanına su ekleyip şöyle bir karıştırır ve heyecanla içer. Çocuk pişmandır, kararma tehlikesine mi yansın o korkunç şeyden içtiğine mi karar veremez omuzları düşük mutfaktan ayrılır. Benim o sarı kupalı kahveden aldığım tat işte tam da buydu beğenenlerin de nostaljik sebeplere tutunduğunu sanıyorum.
IMG_0540
Limonataya gelecek olursak muhtemelen tazeydi, tadı ferahtı ama sabah erkenden yollara dökülmeye değer miydi? Elbette ki hayır. Demem o ki biz ettik siz etmeyin.

2 Comments

Leave a Reply